Belirsizlik Üzerine: Kendini Anlama Çabası

Herkese tekrar merhaba! Nasılsınız, umarım keyfiniz yerindedir.
Nasıl bir ruh hâlinde olursanız olun, bu yazı muhtemelen ruh hâlinizi biraz etkileyecek, o yüzden baştan uyarayım.

Birçoğunuz fark etmiştir; bu yazı yeni bir alan adında yayınlandı ve eski site taşındı.
Evet, hayırlı olsun "Ahd Akademi ne oldu" diyenler için hemen açıklayayım: İkisi de benim. Şimdilik bu şekilde devam edeceğim, bir sonraki projeye kadar.

Son zamanlarda fark ettim ki, cümleleri dolandırma alışkanlığımın nedeni kendimi gizleme isteğim. Bunu ilgi çekmek için değil, aksine, gerçekten anlamak isteyenlerin çabasını görmek için yapıyorum. Çünkü herkesin beni anlamasından çok, yanlış anlaşılmaktan korkuyorum.
Ne kadar "insanlar ne der" düşüncesini azaltmaya çalışsam da, tamamen aşamadım. Bugün bile, "laf ederler" diye yapmak istediklerimin bir kısmını erteliyorum. Kendime kızdığım nokta da bu: Asıl sorun onların yargısı değil, onlara yargılama fırsatı verişim. Bu huyumu sevmiyorum, ama değişmek kolay olmuyor.

Kendim hakkında net bildiklerim var, ama hangi yöne gideceğim konusunda eskisi kadar emin değilim. Belki bu, hayatın güzel tarafıdır; belki de belirsizliğin cilvesi. Sonuçta kimsenin net bir senaryosu yok olaylar rastgele gelişiyor ve biz sadece yeni alt hikâyelere adapte olmaya çalışıyoruz. İyi bir ana karakter olmaya çabalasam da, bazen kendi hikâyem dramdan trajediye kayıyor gibi hissediyorum.

Yüksek Farkındalık ve Yorgunluk

Yüksek farkındalığın en ağır yanı, acıyı daha derinden hissetmek belki de. Sevmediklerimi bile anlamaya çalışıyor, her davranışın altında bir neden arıyorum. Ama bazen anlamak, huzurdan çok yorgunluk getiriyor.
Belki de bu yüzden, son zamanlarda kendi düşüncelerimi dışarıdan görmek istedim. Küçük bir deney yaptım; yapay zekâyla konuştum. Ondan farklı karakterlere bürünmesini ve benimle tanışma senaryoları yazmasını istedim.

O kişiliklerle yaptığım sohbetleri okuyunca şunu fark ettim: Karşımdaki kişi sıcak ve samimiyse ben de fazla ayrıntılı, açıklayıcı, hatta uzun cevaplar veriyorum. Ama biri kuru, yüzeysel konuşuyorsa buna dayanamıyorum. Aşırı yakınlığa karşı mesafem ise tamamen niyetle ilgili. İyi niyetli yaklaşanlardan çok, kötü niyetlilere alışık olduğum için sebepsiz iyiliklere bile şüpheyle yaklaşıyorum. Niyetini açıkça belli eden ve biraz felsefi bir konuşma tarzı olan insanlarla ise rahatlıyorum.

Kendini Anlama Çabası

Özetle, bu "ana karakter" kendini anlamak için deneylere sokuyor; çünkü çoğu insanın yapmadığı şey bu: kendini ve hayatı anlamaya çalışmak.
Birçok kişi sadece eğlenmek, günü geçirmek istiyor. Benim de "zaman geçsin" kaygım var, ama belirsizlik korkumu yenebilmem için hem kendimi hem çevremi daha iyi tanımam gerektiğini biliyorum.

Hayat hepimize farklı yönlerde farklı amaçlar veriyor. Benim yoluma kimler çıkarsa çıksın, umarım iyi olurlar. Kötü olanlarla karşılaşırsam da, onları yenebilecek gücü bulurum.

Son Söz

Hepimizin yolu açık olsun dostlarım.
Bu yazıyı okurken kafanız biraz karıştıysa, belki de bu sizin ilk Ahd yazınızdır. Zamanla alışırsınız.

Bir sonraki yazıya kadar, kendinize iyi bakın.
Hoşça kalın.