Herkese merhabalar.
Benim için uzun zaman olsa da, sizlere artık normal gelecek bir aralıkta tekrar yazmaya dönmüş oldum. İçimden geldiği zamanlarda yazmak bana gerçekten keyif veriyor. Nasıl bir his derseniz... Eğleneceğinizi düşündüğünüz bir konu bulup, onu en yakın arkadaşınıza anlatmak için sabırsızlandığınız anlar olur ya, işte içimden yazmak geldiğinde ben de o heyecanı hissediyorum.
Şimdi diyeceksiniz ki, "Ahd çok ballandırarak anlattın ama ne anlatacaksın?"
Açık konuşmak gerekirse, kafamda net bir konu yok. Umutlarınızı şimdiden biraz kırmış olabilirim, kusura bakmayın. Ama bu seferki yazım daha çok insanları anlama çabamla ilgili.
Dışarıdaki hava kötü. Bulunduğum yerde bana mutluluk veren olaylar ya da kişiler oldukça az. Bu yüzden en çok yaptığım şey evde kalmak. Bundan altı sene önceki, pandemi görmemiş Ahd olsa, "Bu çocuk nasıl evde duruyor?" diye gerçekten kafayı yerdim. Ama şimdiki Ahd, evine âşık diyebiliriz.
Evde kaldıkça boş zamanlarımı saçma sapan kitaplara verdim. Başta "Mutlu şeylere bakarsam ben de mutlu olabilirim" diyerek başlamıştım ama derinlerde kurduğum hayaller, hissettiğim özlem ve yazma isteği daha çok ortaya çıktı.
Kitaplar sayesinde yeniden fark ettim ki, mutlu sandığımız, kıskandığımız, "Ne havalı hayatı var" dediğimiz pek çok insanın davranışlarının altında travmalar ve olumsuz yaşantılar var. Uzun süredir "İyi ki tanışmışım" diyemediğim bir dönemden geçerken, ister istemez eski günleri düşünmeye başladım.
Benimle az çok konuşmuş, beni ilginç bulmuş olanlara hep şunu söylerim:
Ben insanları biraz "referans" olarak kullanırım.
Ne demek bu?
İlk defa tanıdığım ve ilgimi çeken biri, eğer daha önce tanıdığım hiç kimseye benzemiyorsa, onu zihnimde işaretlerim. Bu bir tip özelliği olabilir ya da özel bir davranış. Sonra biri gelir; o kişiyi, kafamdaki X kişisine benzetirsem, X'e ait gözlemlerimle ona karşı davranış geliştiririm. Eğer uyuşma yeterince fazlaysa, X sayesinde Y kişisiyle iletişimim daha kolay olur.
Bu yüzden bazıları "Sen sanki benim içimi okuyorsun" demiştir. Tabii fena yanıldığım zamanlar da olmuştur. Bu görüşüm, "Benzer insanlar, benzer davranışlar gösterir" şeklinde de yorumlanabilir. Maalesef bu önyargımdan kaynaklı olarak çevremdeki insanlar bu tutumuma sıkça maruz kaldı ve kalacak da.
Sanırım bu yüzden kendini hep mutlu göstermeye çalışan, çok gezen, aşırı neşeli ve biraz da saf görünen insanlara karşı biraz mesafeliyim. Çünkü kendime benzemiyorlar. Belki bu doğru değil ama dürüst olmak gerekirse öyle hissediyorum. Günümüzde bu tip insanlar azalmış gibi gelse de hâlâ varlar.
Az önceki düşüncelerim tam toparlanmışken beni yerimden kaldıran bir sivrisinek sayesinde dağıldılar. Şimdi buraya döndüm ve ne yazdığımı şöyle bir okuyup düşünürken fark ettim ki aslında anlatmak istediğim şey şuydu:
Eğer mutlu değilseniz, mutlu olmak için bir şeylere ya da birilerine karşı merak duymaya başlarsınız. Onları incelersiniz. Hatta bazen gıcık olursunuz. Mutluyken, mutsuz birinin bu tavırlarına anlam veremezsiniz. Ama bana göre, zarar verme niyeti taşımadıkça bu oldukça normal bir davranıştır.
Mutsuzluk, mutluluğa tahammül edemeyen insanlar yaratır. Bu insanlar da bir şekilde mutlu insanların neşesini söndürür. Eğer bir gün mutluluğu başkalarının mutsuzluğunda bulmaya başlarsanız, artık kötü birine dönüşmüşsünüz demektir.
Çok şey bildiğimden değil ama belki denersiniz diye söylüyorum:
Ben insanları anlamaya, tahmin etmeye çalışırken mutlu oluyorum. Eğer bir gün siz de insanlardan korkar ya da tiksinmeye başlarsanız, bir şeyler izleyip okuyarak karakterlerle bağ kurmayı deneyin. Arada kendi senaryolarınızı da yazın. Belki bir parça huzur bulursunuz.
En başta yazma hissinden söz etmiştim ya...
İşte tüm bu düşünceler aslında yazma dürtümün bir uzantısı. İçimi dökme, düşüncelerimi toparlama ve bazen sadece "anlatma" ihtiyacı. Konu net olmasa da, yazmak her zaman bir yolculuk benim için. Bu yazıda da belki biraz dolandım, ama sonunda kendime de, size de birkaç şey söylemiş oldum.
Çok uzatmadan, sizi de sıkmadan bu yazıyı burada noktalıyorum.
Hoşça kalın.
Bir sonraki yazının konusu için yorumlarda buluşalım.
Yorumlar
0Sohbete katılın
Yorum yapmak için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.