Herkese tekrar merhaba. Biliyorum, üzerinden çok uzun zaman geçmedi çünkü bu sene “ayda iki kez yazma” hedefimi nihayet tutturdum. Hatta dürüst olmak gerekirse, bazen fazlasını yazmamak için kendimi tuttuğum bile oldu.

Bu yazı, sitemde yayımlanan ikinci doğum günü mektubum. 27 yaşımdan 28 yaşıma devrettiğim küçük bir iç döküş de diyebiliriz.

Geriye dönüp 27 yaşıma yazdığım mektuba bakınca, sanki geçen sene bu seneden daha zor geçmiş gibi hissediyorum. Ya da belki ben bu sene biraz daha olgunlaştığım için bazı şeylerden eskisi kadar sarsılmadım, kim bilir.

Fakat dürüst bir tablo çizmek gerekirse; artık uyumakta daha çok zorlanan, kafasını dağıtmak için o işten bu işe atlayan bir adama dönüştüm.

Bu Sene Neler Oldu?

Bu sene de hayata epey şey sığdırdım. Bir konuşma dili, bir programlama dili derken...

Tamam tamam, “AhdCode”u bir kez daha anlatırsam okuyan herkes “Yeter lan AhdCode, AhdCode! Hakkında iki blog yazısı yazdın, hâlâ mı övünüyorsun?” diye bana sövebilir.

Gerçekten övünmüyorum. Sadece mutluyum.

Çünkü internette basit bir iz bırakmanın biraz ötesine geçip, bu kez elle tutulur ve bana ait bir proje bırakabildim. Belki yıllar sonra hiçbir önemi kalmayacak, belki de düşündüğümden daha uzun yaşayacak. Bilmiyorum. Ama 27 yaşındaki benim için önemliydi ve sanırım doğum günü mektubuna yazılmayı da hak etti.

Hazır “bir konuşma dili” demişken, bugün onunla ilgili küçük bir şey de yaptım. Doğum günü yazımdan kısa bir parçayı AHD diline çevirdim.

Ortaya da şöyle garip ama hoşuma giden bir şey çıktı:

Mi AHD-v, sil-y pa nal-d qox-t çéz-ñ-i-k-m, ax ri-t çéz-n-i-v biv-w-i-n rov-x, mi ze-pa-g-i-t mak-k-ı-m. Sil ri-t cév-x-i-k-s-l üf, https://chat.checkmate.tr-ğ xom-y lép-s-i-l! Éd ri mi-p AhdCode ze-pa-qox-u-m-u-v çéz-w-i-k-r. AHD qox-n AhdCode-v ze-pa-w-i-k-r. Cér-n-p şav-n poy-x-u-w-r üf, mi-p kép-zél-p çéz-n-t qal-k-ı-s-l-c pén-s!

Bunu doğrudan Türkçeye çevirmek biraz hile yapmak olur; çünkü AHD dilinin amacı, her yeni kavram için yeni bir kök üretmek yerine var olan kökleri matematiksel biçimde birleştirerek anlamı kurmak. Bu yüzden yapısını mümkün olduğunca koruyan geri çevirisi kabaca şöyle:

“Ben AHD olarak size yeni bir dil yazabildim; ancak bunu bir yazıyla tanıtmak yerine bir yazılım alanı yaptım. Eğer bunu henüz denemediyseniz, chat.checkmate.tr’den içeri adım atın. Üstelik bu, benim AhdCode yazılım dilimle yazıldı. AHD dili AhdCode ile kodlandı. Ticaret konuşması kapatılırsa, benim bedenlenme günü yazımı okuduğunuz için teşekkürler.”

Buradaki garip ifadeler çeviri hatası değil. AHD’de “web sitesi” için yazılım + alan, “programlama dili” için yazılım + dil, “reklam” için ticaret + konuşma, “doğum günü” için ise bedenlenme + günü gibi yapılar kullanılıyor. Hatta “yazılım” kelimesinin kendisi bile doğrudan hazır bir kök değil; temelinde 0 ve 1 fikrinden, yani ikili sistem mantığından türetilmiş bir yapı var. Amaç, sözlüğü sürekli yeni köklerle büyütmek yerine sınırlı sayıdaki temel kavramı birleştirerek yeni anlamlar üretmek. Zaten dilin benim için en eğlenceli tarafı da biraz burada.

Bu arada yukarıdaki cév-x-i-k-s-l gibi yazımlar gözünüzü korkutmasın. AHD dilindeki temel kökler çoğunlukla sessiz + sesli + sessiz biçiminde ve bunların arkasına genellikle tek harfli ekler geliyor. Bu yüzden uzun görünen yapıların çoğu aslında tek bir kelimeden çok, bir kökün üzerine art arda eklenmiş küçük anlam parçaları gibi düşünülebilir.

Bazı ekler de farklı yapılarda tekrar kullanılabiliyor. Özellikle m, v, r ve s harfleri kişi, sahiplik ve benzeri anlamların kurulmasında yeniden karşımıza çıkıyor.

Bir de KSUA adını verdiğim bir ses uyumu kuralı var. Sistem üç sessiz harfin doğrudan yan yana gelmesine izin vermiyor. Böyle bir çakışma oluştuğunda araya, kökteki sesli harfe uyumlu bir tampon sesli yerleştiriliyor. Bu yüzden örneğin cév-x-k-s-l biçimi doğrudan kullanılmak yerine cév-x-i-k-s-l hâline geliyor. Buradaki i yeni bir anlam taşımıyor; yalnızca yapının daha rahat söylenebilmesini sağlıyor.

27 yaşımın son günlerinde bir yandan programlama dili, bir yandan insan dili üretmeye kalkmış olmam hakkında yorum yapmayacağım. 28 yaşındaki Ahd bunun sonuçlarıyla uğraşsın.

Bunların arasında yazmayı da tamamen bırakmış değilim. Geçen seneki yazarlık heveslerimi okuyunca bir şeyi daha hatırladım: Evet, hâlâ yazıyorum.

Ama bir şeyleri tamamlama konusunda tam bir enkaz hâline geldim.

Sürekli yeni fikirlere yelken açıp arkamda altı tane yarım hikâye bıraktığım için üzgünüm. Bir ara gerçekten tamamlarım umarım. Tamamlayamazsam da canım sağ olsun, ne yapalım. En azından kafamın içinde yaşayan insan nüfusu her geçen sene artmaya devam ediyor.

Geleceğe Kaçma İsteği

Bu sene de zaman zaman “Keşke 10 sene önceye dönsem” diye düşündüğüm anlar oldu ama geçen seneki kadar takıntılı değilim artık buna.

Onun yerine yeni bir düşünce peydah oldu:

“Keşke üç sene sonraya atlasam da şu doktora işleri falan bitmiş olsa.”

Umarım seneye 29 yaşındaki Ahd bunu okurken, “Buna mı takıldın gerçekten?” diye güler.

Tabii onun işi kolay. Yeterlilik sınavlarıyla, derslerle ve türlü akademik saçmalıklarla 28 yaşındaki Ahd uğraşacak. Ben 27 yaşındaki Ahd olarak görevimi tamamlayıp tüymek üzereyim.

Kendime Laf Atma Seansları

Geçen yıl da benzer bir yerde “Tamam, bu kadar şizofrenik konuşma yeterli” demişim. Demek ki bazı gelenekleri istemeden de olsa sürdürüyoruz.

Bu şizofrenik “kendime laf atma” seanslarını bir kenara bırakırsak, herkese ve en çok da kendime tavsiyeler köşesine gelebiliriz.

Bu sene şunu biraz daha net anladım: İnsanlardan uzak durmak benim için zamanla bir rahatlama ve kaçış yolu hâline gelmiş.

Hayal dünyamdaki karakterleri bu kadar severken gerçek insanlardan bu kadar çekinmemin sebebi de belki biraz bu. Kafanın içinde insanlar daha kolay; ne söyleyeceklerini, ne düşüneceklerini, hikâyenin nereye gideceğini az çok sen belirliyorsun.

Gerçek hayatta böyle bir lüksün yok.

Ama hayatı sürekli kaçarak ve herkesi güvenli bir mesafede tutarak yaşamak da pek sürdürülebilir görünmüyor.

Bir şeyleri istiyorsun; değer görmeyi, sevmeyi, daha çok sevilmeyi...

Fakat bunları istiyorsan sonsuza kadar birilerinin gelip seni bulmasını bekleyemezsin. Maalesef hayatın bu kısmına da biraz katılman gerekiyor.

Değiştirmen gereken yerlerin varsa değiştir. Bir şeylerden korkuyorsan en azından neden korktuğunu anlamaya çalış. Her seferinde mükemmel olmak zorunda değilsin ama sadece korktuğun için yaşamak istediğin şeylerin uzağında durma.

Önünde zorlayıcı şeyler de olsa emin ol, hiçbir gerçek senaryo kafanda kurduğun o “Ya şöyle olursa...” diye başlayan yıkıcı ihtimaller kadar kusursuz biçimde felaket olmayacak.

Çünkü sen kafanda bir şeyleri kötüleştirme konusunda gerçekten gereğinden fazla yeteneklisin.

Bu yazı sana anında mutluluk pompalamayacak elbette. Zaten geçen seneki yazının da böyle mucizevi bir etkisi olmadı. Ama umarım seneye dönüp okuduğunda yüzünde küçük de olsa bir tebessüm bırakır.

28 Yaşındaki Ahd'ye

Sana borçsuz, dertsiz, tasasız bir yaş teslim etmeyi çok isterdim ama elimden ancak bu kadarı geldi.

Bir sürü sorunu paketleyip sana itekliyorum.

Bu da artık bir gelenek, biliyorsun.

Dağdan yuvarlanan bir kartopu gibi büyüyerek ilerleyen yetişkinlik dertleri biz istesek de küçülmeyecek sanırım. Bazılarını çözeceksin, yerine yenileri gelecek. Belki mesele hepsini bitirmek değil de artık taşıyabileceğini fark etmek olacak.

Herkesten önce benim senden beklentilerim var, Ahd.

Başkalarının beklentilerini düşünmemek için dirensen de lütfen en azından benim için çabala, tamam mı?

Benden daha iyi ol. Benden daha güçlü ve bilgili ol.

Kendine biraz daha güven ve bir şeyleri yoluna koyabileceğine inan.

Bu arada, geçen seneden beri kendine “30” demeye başladın ama bence artık kendini zorla büyütmekten vazgeç.

Evet, cidden o yaşlara yakınsın.

Ama bunun için şimdiden hayatını karartma olur mu?

27 yaşındaki ben, geçmişteki hâllerimize bakıp bir zamanlar utanacağımızı düşündüğümüz şeyleri artık gülerek hatırlayabiliyor. Belki 28 yaşındaki sen de bugün kafana taktığın bazı şeyler için aynısını yapacaksın.

Umarım öyle olur.

Dünya Ahd Günü

Bu yazının sonuna gelirken, geçen seneye kıyasla hiçbir utanma belirtisi göstermeden herkese şunu söyleyebilirim:

27 Eylül Dünya Ahd Gününüz kutlu olsun!

Geçen seneki ben bu konuda biraz gereksiz heyecan yapmış gerçi. Ama madem bir kere başlattık, gelenek bozulmasın.

Eğer buraya kadar okuduysanız, her ne kadar bu yazının büyük bölümünde doğrudan size seslenmemiş olsam da vaktinizi ayırdığınız için gerçekten teşekkür ederim.

Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere.

Hoşça kalın!