Herkese yeniden merhaba. Henüz kullanma hevesim yüksek olan sayfamdan ikinci yazımla karşınızdayım. Bu yazıda biraz daha planlı olup bir şeyleri düzgünce anlatmak istedim. Fakat hâlâ tam anlamıyla planlanmış bir metin fikri bulamadım. Ben de yine doğaçlama bir yazıyla sizlerin karşısına çıkmaya karar verdim.
Bu platformun en büyük rahatlığı, ilgisini çekmeyen insanların yazıları okumaya mecbur olmaması. Buraya kadar gelip okuyanların ise gerçekten merak ettikleri için okuduklarını ve cevap verdiklerini düşünüyorum.
Bu yazıyı bir masada değil, şu anda bir otobüsteyken yazıyorum. Evime dönmeye çalışıyorum. Eskiden Beytepe' ye olan yolculuklarım 75 ila 90 dakika sürerdi. İnternetin bile çekmediği bu uzun yolculuklarda yazılar yazardım, ya da en azından taslaklar oluştururdum.
Yolculuklar sırasında kendimi inceler, düşüncelerimi sorgulardım. Bazen insanları gözlemler, ne hissettiklerini anlamaya çalışırdım. Şimdi geriye dönüp baktığımda, insanları anlamakta daha iyi olduğumu fark ediyorum. Bunun iki nedeni olabilir: İçinde bulunduğumuz ortamın yarattığı atmosfer ve zamanla edindiğim tecrübeler.
Eskiden kendimi kasvetli biri olarak görürdüm ve insanlardan farklı olduğumu düşünürdüm. Hâlâ "herkes gibiyim" diyemesem de artık "benzer sayılırım" diyebiliyorum. Hepimiz bir şekilde kendimizin özel olmasını isteriz, değil mi? Ben de bir hikâyenin ana karakteri olduğuma ve bir gün büyük işler başaracağıma inanırdım.
Bu inancımı hâlâ kaybetmedim. Ancak o saf çocuk Ahd'yi bir anlığına karşıma alabilsem, ona birkaç şey söyleyip, o kendini "özel kılma" heveslerine biraz dokunurdum sanırım.
Son iki yılda pek çok hikâye okuma ve dinleme fırsatım oldu. Gerçeklikten uzaklaşmanın bir yolu olarak bu hikâyelere sığındım ve kendimi sessizliğe gömdüm. Düşünmeden, sadece "yaşamak" modunda gezindim. Bu süreçte, önceden planlı ve stresli bir hayatım varken, şimdi daha huzurlu bir döneme girdiğimi hissediyorum.
Çok düşünen insanların mutsuz olma ihtimali gerçekten yüksek. Bu döngüden çıkmak kolay değil. Kaçış için ya aşırı sosyal olmak ya da bir şeyler başarmak gerekiyor. Benim için tatmin kaynaklarından biri öğrenmek. Bu da bana güç veriyor.
Kendimi farklı yollarla idare etmeyi öğrenmem, bana yeni bir huzur kattı. Ama sanırım bir de "güzel hikâye hastalığına" yakalandım. Sürükleyici, kolay tüketilebilen içeriklere olan ilgim arttı. Bu ilgi zaman zaman uykularımdan çalsa da buna değdiğini düşünüyorum.
Yol boyunca, son yıllarımı değerlendirdim, hislerimi ifade ettim. Peki, size ne kattım? Bu soruya doğrudan bir cevap veremesem de, sizden istediğim şu: Bir durup düşünün. Ne hissediyorsunuz? Kendinize ifade edebiliyor musunuz?
Gün boyunca birçok krizle, insanla uğraşıyoruz. Bazen sadece ayakta kalmak bile büyük başarı oluyor. Peki sizi bu anlarda ne devam ettiriyor? Bir kişi mi? Bir hedef mi? Yoksa sadece alışkanlık mı?
Bazıları için ne yaşama ne ölme isteği kalıyor, arada bir yerde sıkışıyorlar. Ama sebep ne olursa olsun, asgari düzeyde yaşama isteği olan herkes, bir şekilde yoluna devam edebiliyor.
Bu şekilde ne kadar devam edebiliriz, bilemeyiz. Elbette amacım sizi karamsarlığa sürüklemek değil. Ancak iradesi zayıflamış dostlarıma birkaç şey söylemek isterim:
Gelecek belirsiz gelebilir. Plan yapmadığınızda bir şeyleri kaybetme korkusu uykularınızı kaçırabilir. Ama şunu unutmayın: Belirsizlikle dolu bu hayat, her an yeniden başlama şansı taşıyor. Düşündüğünüzden çok daha fazla çözüm olabilir.
"Başkalarının kötü hayatlarına bak, şükret" demek kolay. Ben bunun yerine size şunu öneriyorum: Farklı hikâyelere bakın. Mücadeleleri, fırsatları ve büyük resmi görün. Umutsuzluğa düştüğünüzde bakış açınızı değiştirin. Yeni bir şey görmek, yeni bir çözüm üretmenize yardımcı olabilir.
Birçok büyük buluş, alakasız problemlerden ve çözümlerden ilham alınarak yapılmıştır. Sadece soruna odaklananlar çözümü göremeyebilir. Ama etrafa bakabilenler, cevaplara ulaşabilirler.
"Ahd, ne yaptın" Umut mu sattın, yoksa kendini mi anlattın? diye soran dostlarım varsa... Yol boyunca aklıma gelenleri paylaştım sadece. Ve şu an evime girdim.
Burada yazımı sonlandırıyorum. Kendinizi sorgulamanızı, etrafa yeniden bakmanızı tavsiye ediyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere! Düşüncelerinizi ve hikâyelerinizi merakla bekliyorum.
Yorumlar
0Sohbete katılın
Yorum yapmak için lütfen giriş yapın veya kayıt olun.