Nisan ayının sonlarına yaklaşırken bahar nihayet kapımızı çalıyor. Havanın kararsız yapısı bu hissi zaman zaman gölgelese de, tabiatın sessiz ama muazzam uyanışına tanıklık ediyoruz. Dünyamızın ve ülkemizin içinden geçtiği bu çalkantılı dönemde, doğanın kendi dengesinin de sarsıldığı aşikâr. Uzayan kışlar ve ansızın bastıran soğuklar, adeta içsel sıkıntılarımızın yeryüzündeki bir yansıması gibiydi. Yine de toprağı yarıp çıkan o ilk filiz, her şeye rağmen daha iyiye gideceğimize dair taze bir umut yeşertiyor.

Öngörülemezliğin Estetiği

Bahar, benim için oldum olası en özel mevsimdir. Ağaçların çiçeklendiği, her yerin taptaze bir yeşile büründüğü bu dönem, aslında içinde çok bilinmeyenli bir denklemi andıran, kendine has bir belirsizlik barındırır. Bir an gri bulutlarla sağanak bir yağmur başlar; hemen ardından bulutlar dağılır, sıcak bir güneş yüzünü gösterir ve şanslıysanız gökyüzünü muazzam renkleriyle bir gökkuşağı süsler. Bahar, bir yazarın kurguladığı hikâyedeki beklenmedik dönüm noktaları gibidir; bu öngörülemezlik, onu kusursuz kılan şeydir. Çoğu insan yaz mevsiminin rehavetini veya sonbaharın hüznünü tercih etse de, benim için yeşilin, dinamizmin ve ölçülü sıcaklığın hâkim olduğu bu mevsimin yeri daima ayrıdır.

Kaosun Ortasında Yeniden Doğmak

Bahar, akla yalnızca doğanın değil, zihnin de canlanmasını ve gençleşmesini getirir. Gündelik koşturmacalar, ekranlar karşısında geçen uzun saatler ve bitmek bilmeyen telaşlar arasında kaybolurken, bu yenilenme enerjisini hayatımıza dâhil etmek için en doğru zamanlardan birindeyiz. Elbette, dünyanın ve çevremizin ne denli karmaşık bir süreçten geçtiğinin, belirsizliklerin ve olumsuzlukların günden güne arttığının hepimiz farkındayız. Ancak tüm bu kaos yaşanırken içsel bir karamsarlığa kapılıp beklemek bir çözüm sunmuyor. Belki dünyayı veya kendi geleceğimizi bütünüyle kurtarma gücü şu an elimizde değil; fakat "yarın ne olacak?" endişesiyle bugünün yeşeren güzelliğini feda ettiğimizde, var olduğumuz yegâne an olan 'şimdi'yi de avuçlarımızdan kaybetmiş oluruz.

Doğanın Sessiz Dersi

Bu yeni mevsimin ve taze başlangıcın hepimize sağlık, iç huzur ve üretkenlik getirmesini temenni ediyorum. Belki de baharda açan çiçeklerden ilham almalıyız. O çiçeğin, yarın aniden bastıracak bir don ile solmayacağının veya sert bir rüzgârda yapraklarını dökmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Yine de o filiz, bu muazzam belirsizliğe rağmen inatla kök salmaya, büyümeye ve eşsiz güzelliğini dünyaya sunmaya devam eder. Bizler de kendi hikâyemizin kahramanları olarak, doğanın bu sessiz ama sarsılmaz azminden ilham almalı ve her koşulda kendi yolumuzda ilerlemeliyiz. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın.